2020 FINTECH EKOSİSTEMİNİN KRİTİK YILI (MI?) 

Sektörde E-para ve Ödeme Hizmetleri lisansı olarak anılan 6493 sayılı kanunun 2013 yılında kabulünden bu yana fintech ekosistemi için bugüne kadar her yıl önemli gelişmeler gerçekleşti. Peki son gelişmelere bakıldığından 2020 yılı fintech ekosisteminin kritik yılı olabilir mi? Ekosistemi ve Gelişmeleri inceleyerek bu soruyu irdeleyelim. Bilindiği üzere 6493 sayılı kanundan sonra 48 bankaya ilave olarak 18  E-para , 34 ödeme kuruluşu  ve PTT finansal teknoloji  alanında yerlerini almış oldu.  2013-2015 yılları arası sektörün kanun sonrasında ne yapacağını net olarak bilemediği ha çıktı ha çıkacak denilen mevzuatların beklediği ve mevzuatlar yürürlüğe girince ışık hızıyla(!) uyum sağlamaya çalıştığı bir dönem oldu. Akabindeki dönemde bankaların deyim yerindeyse E-para ve ödeme kuruluşlarına tırnaklarını çıkardığı bir dönem oldu. Maalesef ekosistemde repütasyonunu olumsuz etkileyen hareketlerde bulunan bazı E-para ve ödeme kuruluşları bankaların bu tavırlarının daha da sertleşmesine neden oldu. E-para ve ödeme kuruluşların derneği ÖDED ‘in önderliğinde şirketlerin hem bankalara hem de resmi mercilere olumlu yaklaşımı bir süre sonra bu konunun hararetini kaybetmesini sağladı.

Son 2 sene nispeten E-para ve ödeme kuruluşlarının rüştünü ispatladığı ve ekosistemde yerini sağlamlaştırdığı bir dönem oldu. Payu-İyzico satın alması, sektörde yatırım konusunda ilk kez bir banka ile lisanslı bir fintech şirketini buluşturan Fibabanka-Finberg ‘in Birleşik Ödeme yatırımı ve yine Birleşik Ödeme’nin Nöbetçi Transfer ürününün bankaların dijital kanallarında hizmet vermeye başlaması gibi gelişmelerin bu döneme önemli katkıları olmuştur. Gelelim 2020 ‘ye, fintech ekosistemi için 2020, 2019’un son çeyreğinde geliyorum demeye başlamıştı aslında Kasım 2019 ‘da hayata gelen kanun ile 18 E-para, 34 ödeme kuruluşunun 2020’den itibaren deyim yerindeyse yeni patronu TCMB oldu. Aynı kanunda Avrupa’daki PSD2 ‘ye benzer bir modele göz kırpan bazı maddeler de vardı. Bu olumlu bir gelişme iken E-para ve ödeme kuruluşunun gelirini etkileyecek bazı kararları alma yetkisi TCMB’ye verildi.Fakat malumunuz ülkemizde kanun yürürlüğe girse de yönetmelik ve tebliği olmadığı sürece maalesef hiçbir konu netlik kazanmıyor. Aynı durum bu kanun içinde geçerli tabili buna ilavaten bu yönetmeliği yeni bir regülatör yani TCMB hazırlayacak. Ekosistemin beklentisi yılın ortasına doğru bu konunun netlik kazanmasıdır. Diğer yandan bankalar içinde 2019’dan itibaren radikal kararlar alınmaya başladı. İlk önce pos komisyon oranları için üst sınır koyuldu. 2020 ile beraber TCMB’nin 7/24 EFT yapılması ile ilgili Mayıs ayında 9 banka ile pilot uygulamaya yılın son çeyreğinde tüm bankalarda uygulamaya geçeceği haber geldi. Peki E-para ve ödeme kuruluşları bu sisteme dahil olacak mı sorusuna cevap olarak maalesef bu sene değil 2021’e kısmet diyelim. Son olarak da Şubat başında açıklanan ve Mart ayında uygulanmaya başlayacak bankaların havale ve EFT işlem ücretlerine getirilen üst sınırı  var. Peki bu gelişmeleri yorumlamaya başlayalım.

E-para ve ödeme kuruluşları bankalardan daha ucuz veya bankaları hizmet veremedikleri saat dilimlerinde yada 7/24 ‘e odaklanan çözümler sunuyordu2020 ‘de tüm bankalar 7/24 EFT’yi en fazla 1 TL ye yapmaya başlayacaklar Bu durumda E-para ve ödeme kuruluşları için Rekabet etmek ne kadar kolay olacak? Diğer yandan bankaların üye işyerine sunduğu pos komisyon oranlarına üst sınır koyulan bir sistemde pos hizmeti sunan ödeme kuruluşlarının bankalardan sağladıkları pos komisyonlarına kar marjı ekleyerek sattıkları hizmetler ne kadar rekabetçi olabilir hele bir de yukarıda bahsettiği TCMB’nin beklenen yönetmeliğinde bu konuda ödeme kuruluşlarının hizmet komisyonlarına üst sınır koyulursa felaket senaryosu oluşur mu? Bunlar somut örnekler detaylara inildikçe daha da soru işaretlerine yol açan konular da var. Bu tabloda TCMB’nin beklenen mevzuatı daha da önem kazanıyor. Rekabete adalet kazandıran fintech’lerin önünü açan bir mevzuat 2020’yi güzel bir yıl haline getirecektir. Fakat bu dönemde ekosistemde özgün modeller üreten, global şirketlerle iş ortaklıkları yapan ve bölgeye açılım yapan fintech’ler bu gelişmelerden en az etkilenecek ve daha da ön plana  çıkacaktır.

Kutay Yalınkılınç
DİĞER YAZILAR

FINTECH-AS-A-SERVICE (FAAS) İŞ MODELİ NEDİR?

DEVAMINI OKU